AKBANK’ın adı neden AKBANK?

2. Dünya Savaşı’nın hemen akabinde, Hacı Ömer Sabancı, Adanalı sanayici Ahmet Sapmaz ve Bekir Sapmaz kardeşler, Milli Mensucat’ın ortakları Nuh Naci Yazgan, Nuri Has, Mustafa Özgür ve Seyit Tekin güçlerini birleştirerek, bölgenin pamuk üreticilerine finansman sağlamak amacıyla birlikte bir banka kurmaya karar verirler.

Image

Kurucuların hepsi, Adana’da yaşayan Kayserili işadamlarıdır. Banka ismi düşünürlerken hepsinin bu ortak noktasından hareket etmeye karar verirler. Bu yeni bankanın adı Adana-Kayseri Bankası olur. 12 Nisan 1947 tarihinde kurulan banka  sadece iki şehrin başharflerinin birleştirilip söylenmesiyle Akbank adıyla anılmaya başlar. Akbank isminin tınısal olarak bölgede yetişen pamuğu temsil etmesi de bankanın kuruluş amacına destek verir. 

Image

32. GÜN / Mehmet Ali Birand / Haber Programcılığında Bir Marka

1985 yılında TRT’de yayına girmesiyle Türk televizyon izleyicisi o güne kadar hiç görmedikleri tarzda bir haber programı izlemeye başladı. Programın ismi  32. Gün’dü ve gazeteci Mehmet Ali Birand’ın kendine özgün sunumuyla bir anda herkes dünya siyasetini evlerimize getiren bu programın müptelası oldu. Ortadoğu, Amerika, Asya dünyanın dört bir tarafı 32. Gün sayesinde televizyonlarımıza taşındı.

Image

Jenerik müziği olan Eve Of The War kulaklarımıza kazınan. 32. Gün, TRT 1 (1985-1992), SHOW TV (1992-1995, 1995-1998), ATV (1995), KANAL D (1999, 2005-…) ve CNN TÜRK (1999-2005) ekranlarında ismini değiştirmeden bir marka-program olarak yerini aldı.

Image

Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu ve en etkili haber programı olarak gösterilen 32. Gün, tam bir habercilik okuluydu. Ekrana ilk çıktığı yıllarda kadrosu Mehmet Ali Birand, Musa Çözen, Ali Kırca, Reha Muhtar gibi isimlerden oluşan 32. Gün, daha sonra Mithat Bereket, Cüneyt Özdemir, Can Dündar, Serdar Akinan, Çiğdem Anat, Coşkun Aral, Deniz Arman  gibi medyanın bugünkü ünlü isimlerin kariyerlerinde bir durak noktası oldu. İlk başladığı yıllarda daha çok uluslararası siyaset konularının ağırlıkla işlendiği 32. Gün, daha sonra Türkiye’nin büyük çaplı politik sorunlarına da eğildi. Bu nedenle program, bir dönem (1992), 32. Gün ve 32. Gün Türkiye isimleriyle ikiye ayrıldı.

http://www.mehmetalibirand.com.tr/videogoster.asp?id=75

Türk televizyonlarının uluslararası çapta en çok tanınan haber programı olarak gösterilen 32. Gün’de François Mitterand, Helmut Kohl, Muammar Kaddafi, Margaret Thatcher, Boris Yeltsin, Mihail Gorbaçov, Saddam Hüseyin, Jacques Chirac, Yaser Arafat  ve daha çok sayıda dünya liderinin röportajları yayınlandı.

Image

Image

CNN, NTV gibi kanallar daha ortada yokken benzer bir habercilik tarzını ekranlara taşıyan 32. Gün, 2005 yılından bu yana Kanal D’de ekranlara geliyordu.

Uzun yıllar boyunca başka hiç kimselere  söz vermemeye ve 32. Gün ile randevumuzu kaçırmamayı umuyorduk, Mehmet Ali Birand’ı saygıyla anıyoruz. 

IKEA ne demek?

IKEA markasının doğuş hikayesine geçmeden önce Ingvar’ın hikayesini biraz anlatmak gerek. Sonradan girişimci ruhlu olduğu anlaşılacak bir bebek, Ingvar, 1926 yılında İsveç’te Agunnaryd isimli küçük bir köyde dünyaya gelir. 5 yaşına bastığında komşulara kibrit satmaya başlar, 7 yaşında satışları tüm çevreye yayar.

Image

Babası, Elmtaryd isimli çiftlikte yaşayan ve okulla  ticareti bir arada başarıyla götüren Ingvar’a  17 yaşına bastığında okuldaki başarısını ödüllendirmek için bir miktar para verir. Ingvar  Kamprad  bu paralarla yaşıtlarının yaptığı gibi kendisine yeni bir bisiklet almak yerine bir şirket kurar.

Şirketi’in ismini ise adının baş harfleri I-K büyüdüğü çiftliğin baş harfi E ve yaşadığı köyün baş harfi olan A‘dan oluşturur: IKEA

Image

Image

IKEA’da satışa çıkan ilk ürünler kalemler, cüzdanlar, resim çerçeveleri, saatler, takılar, naylon çoraplar olur. İşleri büyütünce daha fazla satış yapma ihtiyacı duyar. 1945 yılında ilk kez gazeteye ilan verir ve postayla adrese teslim ürün satmaya başlar. Hatta ürünleri tren istasyonuna yerel dondurma arabasını kullanarak götürür.

Image

1948’de ise ürün gamına ilk kez mobilyayı ekler. Yakınındaki bir mobilya atölyesinde yaptırdığı mobilyalar büyük beğeni kazanır satışlar artar, Ingvar mobilyaya ağırlık verir. 1951’de aklına müthiş bir fikir gelir: Bir IKEA katoloğu çıkarıp müşteri sayısını artırmak! 

Image

Ve arttırır… IKEA yıllar içerisinde evimizin herşeyi haline gelir.

Evli ve dört çocuk sahibi Ingvar Kamprad, bugün 28 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin 4. kişisi.

ingvar

ºcelsius’tan: Tayga Toys Tasarımları

Image

Tayga Toys, tüm çocukların hem keyifli, hem eğitici oyuncaklarla oynamalarını sağlamak, hem de görsel destekle eğlenerek öğrenmelerini hedefleyerek kuruldu. Tümü doğal malzemelerden üretilen bu oyuncaklar, bu marka ülkemiz için bir ilkti. Markayı yaratmak, duyurmak, anlatmak, kalıcılığını sağlamak, insanlarda varolan “tahta oyuncak pahalıdır, ulaşılmazdır” önyargısını silmek için güvenebileceğimiz, işinde son derece profesyonel olan, sadece tasarım yapmayacak, yaratacağı tasarımlarla markanın hikayesini oluşturabilecek bir uzmana ihtiyacımız vardı. Seçtiğimiz yol ºcelsius ve Burak Işık oldu. ºcelsius özgün kurumsal kimliğimizi yarattı, logomuz imzamız oldu…”

– İnci Türkay –

Image

Bu sözler birkaç yıl öncesine ait. Sihirli Annem dizisiyle çocukların sevgilisi haline gelen İnci Türkay‘ın çocukların sağlıklı ve doğal oyuncaklarla oynamasını hayal etmesiyle başlayan Tayga Toys’un markalaşma süreci önce ismiyle başladı. Tayga, Yakutça’da “Orman” anlamına geliyor.  Tayga Toys’ta satılan tüm ahşap oyuncaklar ölmüş ağaçlardan üretiliyor ve her kullanılan ağaç için yerine yeni ağaçlar dikiliyordu. Çocuklar ahşap oyuncaklarla oynadıkça, genişleyen bir orman ortaya çıkıyordu. 

Image

Image

Bu yüzden Tayga Toys’un sembolünün yine ahşaptan yapılmış renkli mi renkli bir ağaç figürü olmasına karar verdik.

Image

Image

Logotype’ta ormanı temsilen yeşil ve oyun oynama coşkusunu temsilen canlı ve enerjik bir sarı kullandık. Baskılı kurumsal kimlik malzemelerinin tümü yine doğayla dost bir şekilde dönüştürülebilir kağıtlar kullanılarak yaratıldı ve malzemelerde kullanılan tüm harfler, kelimeler, rakamlar kural olarak ağacın gövdesi ve yapraklarını temsil eden kahverengi ve yeşil renkleriyle yazıldı.

Image

Image

Karşımıza her zaman çocuklara yönelik kurumsal kimlik projeleri çıkmıyor. Keşke çıksa…

Yaptığımız tasarımları bugüne kadar onbinlerce çocukla da paylaştığımızı bilmek bizim için çok ayrı bir keyif oldu.

Sizce Häagen-Dazs nereli?

Marka isimlerinin doğuş hikayeleri bazen çok ilginç oluyor. 22 yıllık meslek hayatımda çok kez markalarına isim bulmak isteyen müşterilerimin çaresizliğe düştüklerini, haftalarca bir isim üzerinde karar veremediklerine şahit oldum. Yaptıkları işi, ürettikleri ürünü anlatan bir isim mi olmalı, hikayesi olan bir ismi mi seçmeli, yoksa hiç anlamı olmayan kulağa ve göze hoş gelen bir isim ile mi ilerlemeli?

1959 yılının bir kış gününde, evinin mutfağında bir iskemle çeken ve saatlerce anlamsız kelimeler mırıldanan Reuben Mattus, kızı Doris’in şaşkın bakışları arasında bir kağıda da hoşuna giden isimleri karalıyordu. Reuben, 1912 yılında Beyaz Rusya’da doğmuştu. Babası savaşta ölünce annesi ve kızkardeşi ile birlikte 1921 yılında Amerika’ya göç etmişti.

Image

Aile Brooklyn’de dondurma üretmeye başladığında 1920’li yılların sonuna gelinmişti. Firmanın ismi “Senator Donmuş Ürünler” idi. Reuben atlı arabayla Brooklyn mahallelerinde dondurma dağıtarak geçirdi gençliğini. 1950’lerde toplu üretim yapan dondurmacılarla rekabet edememeye başlayınca artık işleri annesinden tamlamen devralan Mattus daha pahalı, lezzeti ve kalitesiyle öne çıkacak yeni bir dondurma markası yaratmaya karar verdi.

haagendazs_logo

Hem I. hem de II. Dünya Savaşını yakınen yaşayan Musevi bir ailenin çocuğu olan Mattus, bu yeni markasına hem dünya savaşı sırasında musevilere iyi davranan Danimarka’ya saygısını sunmak, hem de bu ülkenin ünlü sütlü ürünleri ve kalite imajından faydalanmak için İskandinav kökenli gibi algılanacak bir isim koymak istedi. Kendisine bir de kural koydu: Bu isim özgün olacaktı, bir benzeri bulunmayacaktı, dolayısıyla hiç bir anlamı da olmayacaktı.

1959 yılında, Brooklyn’deki o mutfakta kağıdın üzerinde üzeri çizili olmayan tek bir isim kalmıştı: Häagen-Dazs

haagen-dazs-store

Bugün 50 yaşın üstünde bir marka olan Häagen-Dazs hala çoğu kişi tarafından bir İskandinav markası olarak algılanıyor. Bir dönem ºcelsius olarak tasarım hizmeti verdiğimiz markanın isim seçimi, bu ismi logosunda uygulayış şekli ve insanlarda aslında varolmayan “Geleneksel İskandinav Dondurması” hissi yaratmış olması markanın büyük başarısı.

Bu hikayeden bir ders çıkarmak gerekiyorsa o da markalara illa yapılan işi anlatma görevi vermemiz gerekmediği. Markanın bir hikayesi olması, istediğimiz hissi yaratacak bir logoyla desteklenmesi başarının ilk adımı olmaya yeterli.

%d blogcu bunu beğendi: